Ana sayfa
Biyoğrafimiz
Hizmetlerimiz
Çalıştığımız Kurumlar
KişiselGelişim
İşverenler İçin
Yöneticiler İçin
Erkekler İçin
Bayanlar İçin
Öğrenciler İçin Psikoloji
Güzel Sözler
Fıkralar
Resimlerin Dili
Fotoğraflar
Karikatürler
Bilgi Dünyası
Biliyormusunuz? Testler
Mantık Soruları
Sorularınıza Cevaplar
Reklamlar
Ulaşım

 




  
 

  

OKUL ÖNCESİ ALTINÇAĞ EĞİTİMİ
Prof.Dr. Harun AVCI

Okul öncesi dönem adı verilen 0-6 yaş arası, öğrenmenin altın çağı olarak tanımlanır. Kişinin davranışlarıyla ilgili öğrenmelerin yüzde yetmişi bu yaşta gerçekleşir, kişiliğin temelleri bu dönemde atılır. Her ne kadar bazı nitelikler kalıtımla intikal edip doğuştan var olsa ve bundan dolayı çocuk, anne-baba ve eğitimciler tarafından hamur gibi yoğrulup istenen kıvama sokulamasa da, kişilik gelişiminde çevre faktörü önemli bir rol oynar ve kalıtımla gelen nitelikler değişime uğrar. Bu dönem, çocuğun "şuuraltı beslenme dönemidir". Bundan dolayı, okul öncesi eğitim hayatın ilk ve en önemli basamağıdır.

Okul öncesi eğitimi kim verir?
Bizim kültürümüzde çocuk hayatın içinde; annesinin yanında, dede ve ninelerinin masallarıyla, kardeş, akraba ve komşu çocuklarıyla oynayarak, yetişkinlerin davranışlarını taklit ederek, onların her halini örnek alarak büyür ve kişilik kazanır. Ancak günümüz şartlarında aynı eğitim tarzının sürdürülmesi ve gerçekleştirilmesi çok az çocuğa nasip olmaktadır. Çünkü bilhassa şehirlerde aile yapıları değişmiş, akraba-komşu münasebetleri zayıflamış, aile; anne-baba ve çocuktan ibaret küçük bir birim haline gelmiş, ya yaş farkından veya başka kardeş olmamasından dolayı çocuk oyun arkadaşsız kalmış, oyun mekânları yok olmuş, bir düğmeye basmakla çocuğa cazip ama zararlı da olabilecek sahneleri, programları odamıza taşıyan televizyon evi işgal etmiş, bu durum çoğu aileleri rahatsız etse bile çocuğu meşgul etme adına başka çare bulunamadığından onların izlenmesi kaçınılmaz hale gelmiştir. Bunlara anne babaların ilgisizliği, çocuk yetiştirmeyle ilgili bilgi eksikliği ve iş yoğunluğu da eklenince çocuğun bilinç altının nelerle besleneceğini tahmin etmek herhalde zor olmayacaktır. O halde okul öncesi dönemde çocukların bakımı ve eğitimini kim üstlenecek? Çocuğun sosyal, zihnî, psikolojik ve ruhî gelişimi ve ilerideki başarısı için erken eğitim konusunda kaç çocuk annesi yeterli bilgiye sahiptir? Yukarıda belirtilen olumsuz şartlara rağmen, eğer anne çalışmıyorsa ona annesi, çalışıyorsa yine bir başka ev kadını mı bakacak? Yoksa onların bakımı ve eğitimi çocuk yuvalarında mı yapılacaktır? Dünyadaki uygulamalar nelerdir? Türkiye'de nasıl bir uygulama vardır? Farklı uygulamalardan ne gibi neticeler elde edilmiştir? Bu ve benzeri sorulara karşı alacağımız veya bulacağımız cevaplar, muhtemelen bizi yeni anlayış ve yeni yaklaşımlara sevk edecektir.

Şu bir gerçektir ki, dünyada çok sayıda çocuk kapasitelerini tam olarak geliştiremedikleri ortamlarda büyümektedirler. Bugün için olumsuz genetik faktörleri değiştirmek adına fazla bir şey yapmak mümkün değildir, ancak olumsuz çevre tesirleri büyük ölçüde düzeltilebilir. Aslında insanların şu an gerçekleştirdiklerinden daha büyük kapasiteleri vardır. Kapasitenin elverdiğince gerçekleşebilmesi, çevrenin desteğiyle ilgilidir. Bu bağlamda, okul öncesi dönemde çocuğa verilen eğitim ve terbiye ile ilgili hizmetler büyük önem taşımaktadır. Son yıllarda bu hizmetlere ait genelde Batı kaynaklı teori, uygulama ve program geliştirme çalışmaları gittikçe önem kazanmaktadır. Bu tür faaliyetler için "erken çocuk bakımı ve eğitimi" terimi kullanılır. Erken çocuk bakımı ve eğitiminde çok çeşitlilik vardır. Bazı programlar sağlık, bazıları beslenme ve bazıları erken eğitim konusuna ağırlık vermektedir. Bunlardan ikisi veya üçünü birarada yürüten programlar da vardır. Bu programlar toplum kalkınması, anne-baba destek ve eğitimi, erken çocuk bakımı ve eğitimi için bilinç ve talep oluşturma ve bunlardan biraz daha farklı olan kurum merkezli okul öncesi eğitim programı adları altında yürütülmektedir.

Kurum merkezli programlar çocuklara bir kurum çerçevesinde hizmet verirler. Türkiye'de bu kurumlar Çocuk Gündüz Bakımevi, Çocuk Klubü ve Anaokulu gibi adlar altında hizmet vermektedir. Bu kurumlarda kullanılan oyuncak ve program gibi materyallerin pahalı olması, profesyonel eğitimcilere yüksek maaş ödenmesi, bina, ısıtma, vergi giderleri ve diğer temel harcamaların önemli bir yekûn teşkil etmesi yüzünden hizmet bedeli, düşük gelirli ailelerin ödeyemeyeceği kadar yüksek olmaktadır. Türkiye gibi ekonomisi zayıf ülkelerde bu tür kurumlar sayı olarak oldukça azdır ve genelde gelir seviyesi nispeten yüksek orta sınıf ailelerin çocuklarına hizmet vermektedir. Bundan dolayı, esas hizmet götürülmesi gereken kesime hizmet sunulamamaktadır. Bu kurumlardan bazıları ise; değişik işyerlerinde çalışanların çocuklarının sadece bakımına yönelik hizmet veren yerlerdir. Okul öncesi eğitimin yaygınlaşması için, devletin en azından, bu tür kurumları ticarî bir müessese gibi görmemesi, vergiden muaf tutması ve hattâ mâlî destek sağlaması gerekir. Böylece çok önemli bir görevi yerine getiren bu kurumlar daha düşük ücretle, gelir seviyesi düşük olan kesime de hizmet verme imkânı bulabilirler. Son yıllarda ilköğretim okulları bünyesinde özel kurumlara göre daha ucuz ama sadece altı yaş grubuna hizmet veren anaokulları açılmaktadır. 3-5 yaş grubunu ihmal eden böyle bir uygulama, problemi çözmüş olmamaktadır. Ayrıca, 6 yaşındaki bir çocukla 13-14 yaşındaki çocuğun aynı çatı altında eğitim görmesi ve oyun yeri olarak aynı bahçeyi paylaşması ne derece sağlıklıdır? Türkiye'de 2000 yılı itibariyle erken bakım ve eğitim programından yararlanma oranı % 9,8'dir. Bu oran Avrupa'da % 67,8, ABD'de % 62,7 ve gelişmekte olan ülkelerde % 20 civarındadır.

Okul öncesi eğitimi yaygınlaştırmak, kurumlar arasındaki farklılıkları gidermek için standart oluşturmak, toplum tabanlı eğitim verilebilmesi için yazılı, sözlü ve görüntülü program hazırlamak devletin hedefleri arasında yer almaktadır. Ancak bu alanda yapılan çalışmalar yeterli değildir. Diğer taraftan bazı yayınevi ve şirketler okul öncesi döneme hitap eden yazılı, sözlü ve görüntülü materyal ve doküman oluşturmaktadır. Bugün, çocukların zevkle dinleyeceği fedakârlık, kahramanlık, karşılıksız sevgi, dürüstlük, doğruluk, tabiat sevgisi, Allah ve Peygamber sevgisi ile ilgili hikâye ve menkıbe kitapları az da ol

 
  < Bugün: 84 kişi - Toplam: 1929 kişi >