| | ARA PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK MERKEZİMİZE HOŞ GELDİNİZ
HİSSİ ZEKA Muhammet Mertek İnsanın toplam zekâsı; birbirinden çok farklı zekâ kapasitelerinden oluşmaktadır. Bunlardan biri uzun zamandan beri akademik başarının anahtarı olarak gösterilen IQ idi. Yeni araştırmalara göre, şahsî ve meslekî başarının IQ (Intelligent Quatition)`dan daha çok EQ (EmotionalQuatition) (hissî zeka)’ya bağlı olduğu ortaya çıktı. Hissî zekâ, hayatta başarılı olmak için önemli olan hissî özellikleri ifade etmektedir. Bu terim, hisleri ifade etmek amacıyla ilk defa 1990 yılında Harvard Üniversitesi`nden Peter Salovey ve New Hampshire Üniversitesi`nden John Mayer isimli psikologlar tarafından kullanıldı. EQ için önemli olan özelliklerden bazıları: Yüksek hissî zekâya sahip insanlar, bulunduğu çevrede diğer insanlarla sağlıklı ilişkiler kurabildikleri ve üstün karakterli oldukları için, meslekî hayatlarında daha başarılı oluyorlar. Hem eşi ve diğer aile fertleri, hem de kendisi ve diğer insanlarla barışık ve dengeli şekilde yaşayabiliyorlar. Böylece çevreleriyle iyi dostluklar kurabildikleri gibi, çevreleri tarafından da seviliyorlar. Muhtemel problemleri, ustaca anlaşarak bertaraf etmesini biliyorlar. Evet hissî zekâ, insanın kendisi ve başkalarıyla olan ilişkilerini düzenlemede çok mühim bir yere sahip. Çocuklarda hissî zekâ gelişimi EQ artık çocuk eğitiminde de önemli rol oynuyor. Birçok Batılı sosyal bilimci, günümüz çocuklarında görülen problemlerin, Batılı toplumların sosyal yapısında son 40 yıldır ortaya çıkan karmaşık değişimlerin sonucu olduğuna inanmaktadır. Yüksek boşanma oranı, tv ve diğer medya birimlerinin negatif tesiri, otoritenin kaynağı olarak okula duyulması gereken saygının eksikliği, anne–babanın çocuklarına ayırdığı zamanın gittikçe azalması ve gençlerde başgösteren ruhî bunalımlar bu cümleden sayılabilir. Yabancı ülkelerde doğup büyüyen Türk çocukları da bu gelişmeden nasibini almaktadır. Eğer, “bu sosyal değişimler kaçınılmaz bir sürecin sonucuydu” diyorsak, o zaman mutlaka şu soruya cevap bulmak gerekir: Çocuklar mutlu, sağlıklı ve başarılı birer fert olarak nasıl yetiştirilecek?
Başta davranış bozuklukları olan çocuklar olmak üzere, çocuklarda hissî zekânın gelişmesiyle ilgili olarak, ABD`nin önde gelen eğitim uzmanlarından Russel Barkley bu konuda önemli noktalara dikkatimizi çekiyor. Problemli çocuklara sahip anne–babaların günde en az 20 dakika süren “özel bir zaman”ı çocuklarıyla birlikte geçirmeleri gerektiğini belirtiyor. Özellikle öğretmen, kendi yaşıtları ve aile fertleri tarafından sürekli tenkit edilen ve aşağılanan çocuklar için bunun çok önemli olduğ u vurgulanıyor.
Dokuz yaşından küçükler için, anne babanın çocuğuyla birlikte oynayacağı belli bir zaman diliminin tespit edilmesi tavsiye ediliyor. Barkley`e göre bu özel zamanın genel prensiplerinden bazıları şöyle: 1) Çocuğunuzu övün, ama zamanlamasını iyi ayarlayınız ve samimi olunuz. Abartılı övmelerden kaçının. 2) Çocuğun yaptıklarına katılarak ilgi duyduğunuzu gösterin, gördükleriniz hakkında konuşun ve hangi türde olursa olsun onun hisleriyle ilgili bazı şeyleri dile getiriniz. 3) Soru sormayın ve ona talimat vermeyiniz. Göreviniz kontrol etmek veya direktiflerle yönlendirmek değil, sadece gözlemek ve gördüklerinizi yansıtmak olmalıdır. Dört yaşından dokuz yaşına kadar olan çocuklar için haftanın bir çok gününde aynı süreyle belli bir oyun zamanı ayarlayınız. Mümkün olduğu kadar da buna uyunuz. Zira dokuz yaşından sonra çocuklarda belli bir oyun zamanı plânlamak zor olabilir.
Çocuklarda iç disiplin şuurunun gelişmesi ve tv Çocukların disiplinli yetişmesi de, hissî zekânın gelişmesinde önemli rol oynar. Peki bugünkü dünyanın şartlarında sosyal ve ahlâkî bazı kuralları çocuklara nasıl kazandıracağız? Zira çocukları etkin ve sonuca götürücü şekilde disiplinize etmeden, onların hissî zekâlarını yükseltecek bir metot geliştirmek gerçekten mümkün deği l. Tabiî, disiplini katı kuralcı ve baskıcı bir davranış şekli olarak algılamamak lazım.
Çocuklarda iç disiplin şuurunu geliştirecek, onları disiplin altına alacak aşağıdaki bazı kuralları anne–babalar kolaylıkla uygulayabilirler. 1– Net kural ve sınırlar koyunuz, onlara uyunuz. Bu kuralları yazılı olarak uygun bir yere de asabilirsiniz. 2– Hoşa gitmeyen davranışlarda bulunduğunda, çocuğunuzu ikaz ediniz. Bu onda kendine hakim olma duygusunu geliştirecek önemli bir imkândır. 3– İyi davranışları övgüyle pekiştirerek ve dikkatinizi kendi üzerine çekmek için yaptığı davranışlarını da görmemezlikten gelerek olumlu (pozitif) davranışı teşvik ediniz. 4– Beklentilerinizle ilgili olarak çocuğunuzu bilgilendiriniz. Genellikle anne–babalar, çocuklarıyla belli değer ve kurallarlar üzerine konuşma, bu değerlerin niçin önemli olduğu konusunda yeterince zaman ayırmamaktadırlar. 5– Ortaya çıkmadan önce problemleri engelleyiniz. Daha ilk baştan problemlerin ortaya çıkacağı şartların oluşmasına meydan vermemek gerekir. 6– Açık şekilde konmuş olan bir kural çiğnendiğinde veya sınır aşıldığında, bilerek veya bilmeden olsun, mutlaka ölçülü bir reaksiyon gösteriniz. Söylediğiniz şeyi mutlaka yapınız. 7– Eğer bir ceza verilecekse, bu suçun büyüklüğüne uygun ve ölçülü olması gerekir. Çocuklarımızın bazı davranışlarına sınır koyma veya disiplin altına almada yaşanan problemi, özellikle televizyon konusunu incelediğimizde açık şekilde görüyoruz. Çocuklar açısından zararlı olan televizyonun kendisi değil, onun karşısında geçirilen pasif zamandır. Diğer taraftan fazla tv seyretmenin hissî zekâyı bir ölçüde körelttiği de söylenebilir. Ortalama olarak Amerikalı bir çocuk haftada 24 saatini tv karşısında geçiriyor. Bu ise haftada bir gün demek. Maalesef bir çok anne baba bu kötü durumun farkında değil. Bırakın farkında olmayı, kendileri de tv bağımlısı. Oysa çocukların hissî zekâsını geliştirmek için tv seyretmeye mutlaka belli bir sınır getirmek gerekiyor. Bir ailenin günde en fazla iki saat tv seyretmesi tavsiye ediliyor. Buna video filmleri de |